Biz Fenerbahçeli kadınlar için bu kulüp sadece bir spor camiası değil; Cumhuriyetin bize sunduğu aydınlık yolun ta kendisidir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Dünyada her şey kadının eseridir” sözü, bizim için bir duvardaki yazıdan öte, bir yaşam pusulasıdır.
Kulübümüzün en karanlık günlerinden birinde, tribünler susturulmak istendiğinde Kadıköy’ü sarı-lacivert bir sevgi seline boğanları hatırlayın. 20 Eylül 2011 günü 41 bin 663 biletli, toplam 46 bin kadın ve çocuk, Şükrü Saracoğlu’nu doldurarak dünya futbol tarihine geçti. O gün yazılan destan; bugün her haksızlık karşısında aynı inat ve aşkla yeniden yazılmaya devam ediyor.
Bu köklü ruh, Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar uzanır. Sabiha Rıfat Gürayman’ı düşünün: 1920’lerde Fenerbahçe’nin ilk kadın voleybolcusu olarak erkek takımında bile forma giyen, Türkiye’nin ilk kadın inşaat mühendisi unvanıyla Anıtkabir’in inşaatında 10 yıl boyunca kontrol şefliği yapan o devrimci kadın… Hem voleybol topuna vurdu, hem de Cumhuriyet’in taşlarını üst üste koydu.
Dr. Ayten Salih’i hatırlayın: 1954’te kadın voleybol ve basketbol takımlarımızın kurulmasına öncülük eden, Kıbrıs Türklerinin mücadelesinde doktor, mücahit olarak saf tutan o fedakâr yürek…
Türkiye’nin ilk kadın atleti ve BBC Türkçe’nin ilk kadın spikeri Mübeccel Argun’u; tenis ve kürekte zarafeti temsil eden Vecihe Taşçı’yı; voleybol ve atletizmde yıllarca kaptanlık bandını taşıyan Perihan Özbilgin’i unutmak mümkün mü? Hepsi, Cumhuriyet’in ilk yıllarında kadın sporunu Fenerbahçe’de yeşerten, yol açan o cesur tohumlar.
Ve bugün o mirası omuzlayanlar… Eda Erdem; 2008’den beri sarı-lacivert formayı kaptanlık vakarıyla taşıyan, heykeli dikilen, bloklarıyla sadece topları değil önyargıları da durduran bir irade. Birsel Vardarlı; 13 sezon boyunca 22 kupa kaldıran, 7 numaralı formasıyla tarihimize kazınan basketbol efsanemiz. Ve Buse Naz Çakıroğlu; Olimpiyat gümüşüyle ringde tarih yazan, Fenerbahçe formasıyla boksun sınırlarını zorlayan o cesur yürek…
Bizim sevgimiz sadece bir takıma değil; bir ideale, bir aydınlığa ve bir devrime. Atatürk’ün emaneti olan o eşitlik ruhunu, sarı-lacivert formamızın onuruyla taşıyoruz. Siz Fenerbahçeli kadınlar; bu kulübün en parlak yıldızları, sönmeyen meşalelerisiniz.
Yorulmayın, eğilmeyin, kanatlarınızı açın.
Çünkü Fenerbahçe varsa biz varız, biz varsak Fenerbahçe yıkılmaz!
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’müz kutlu olsun. 💛💙🦋