Bugün camiamızın içinde bulunduğu tabloyu görmek için uzun uzun analiz yapmaya gerek yok.

Fenerbahçe’nin yeniden korkulan, ağırlığı hissedilen bir yapı haline gelmesi için yalnızca transferler yetmez.
Bugün camiamızın içinde bulunduğu tabloyu görmek için uzun uzun analiz yapmaya gerek yok.

Bugün camiamızın içinde bulunduğu tabloyu görmek için uzun uzun analiz yapmaya gerek yok. Tribünlerdeki kırgınlık, sosyal medyadaki kutuplaşma, kongre üyeleri ve taraftar arasındaki ayrışma ve yıllardır büyüyen şampiyonluğa dair güvensizlik duygusu artık herkesin ortak gerçeği haline geldi. Fenerbahçe yalnızca saha içinde değil, camia ruhu anlamında da zor bir dönemden geçiyor. Gerçek başarı, tartışmasız camianın tüm parçalarının aynı hedef uğruna birlik olup aynı mücadeleyi vermesiyle gelir. Tam da bu nedenle yaklaşan kongre, sıradan bir seçim değil; Fenerbahçe’nin yeniden ayağa kalkma eşiği olarak görülüyor. Ve bu noktada camianın önemli bir kısmının aklındaki isim yine aynı: AZİZ YILDIRIM. Çünkü Aziz Yıldırım, yalnızca bir başkan değildi. Zor zamanlarda sorumluluk alan, kulübü için hep bir savunma ve mücadele içinde olan, camiayı ortak hedef etrafında toplamayı bilen güçlü bir kişilikti. Seveni de oldu, eleştireni de. Ancak bugün dönüp bakıldığında birçok taraftarın özlediği şey yalnızca kupalar değil; o dönemde hissedilen mücadele ruhu, aidiyet ve güçlü kulüp kimliği. Fenerbahçe’nin yeniden korkulan, ağırlığı hissedilen bir yapı haline gelmesi için yalnızca transferler yetmez. Önce camianın kendi içinde yeniden kenetlenmesi gerekir. Belki de bu yüzden bugün binlerce insan “Aziz Yıldırım geri dönmeli” derken aslında bir kişiden çok, kaybolduğunu düşündüğü Fenerbahçe ruhunu geri çağırıyor.

Aziz Yıldırım dönemine bugün hala güçlü bir şekilde özlem duyulmasının en önemli nedenlerinden biri, yalnızca sportif başarılar değil; kulübün geleceğini şekillendiren kalıcı projelerin hayata geçirilmiş olmasıdır. Stadyumdan tesisleşmeye, kurumsal yapılanmadan ekonomik büyümeye kadar atılan adımlar, Fenerbahçe’miz için bu tip projelerin süreklilik kazanmasına dair bir temel ve beklenti oluşturdu.

Ve Aziz Yıldırım yönetim anlayışı kulüp içerisinde sorumluluk alabilecek, camiayı taşıyabilecek isimlerin yetişmesine de zemin hazırladı. Geçmiş yönetim kadrolarında yer alan birçok ismin bugün ve yakın geçmişte Fenerbahçe’mizde başkanlık, yüksek divan kurulu başkanlığı gibi üst makamlarda seçilmiş ya da aday olarak görmemiz tesadüf değil. Çünkü güçlü liderler yalnızca sportif başarı değil, gelecek kuşak yöneticileri de yetiştirir.

Kongre günü sandığa yalnızca oy değil, bir yön arayışı da bırakılacak. Çünkü Fenerbahçe’nin artık en çok ihtiyaç duyduğu şey; yeniden aynı hedefe inanabilen güçlü bir camia olmak.

Mehtap Kılınç