Şekip Mosturoğlu'nun 31 Ocak 2026 tarihinde YDK' da yaptığı görüşme

Sayın Şekip Mosturoğlu’nun, Kulübümüzün Yüksek Divan Kurulu Ocak ayı Olağan Toplantısı’nda yaptığı konuşma.
Şekip Mosturoğlu'nun 31 Ocak 2026 tarihinde YDK' da yaptığı görüşme

Yüksek Divan Kurulu Başkanımız Şekip Mosturoğlu’nun, Kulübümüzün Yüksek Divan Kurulu Ocak ayı Olağan Toplantısı’nda yaptığı konuşma aşağıdaki gibidir:

“Bugün burada dile getirilen her görüşün ortak paydasının Fenerbahçe Spor Kulübü’nün birliği, itibarı ve geleceği olması gerektiğine inanıyorum

Değerli Divan Kurulu üyelerimiz, sizlere en eski ve en bilinen ‘Yaşa Fenerbahçe’ isimli marşımızın iki dizesini okuyarak sözlerime başlamak istiyorum; ‘Hiçbir kulüpte olmayan bu dostluk, yıllar yılı şampiyon olduk.’ Bu sözler tribünlerde yan yana durmanın çok ötesinde yıllara, zorluklara ve sevinçlere meydan okuyan bir kardeşliği ifade etmektedir. Biz sadece maçlar kazanmadık. Birlikte inandık, direndik ve yıllar yılı şampiyon olduk. Yağmurda, karda, yenilgide ve zaferde omuz omuza durduk. Fenerbahçe bizler için bir kulüp olmanın ötesinde bizim için bir inancı ve yaşam biçimini ifade etmektedir. Fenerbahçelilik sadece taraftarlıkla açıklanabilecek bir duygu değildir. Fenerbahçelilik ruhlarımıza işlenmiş bir sevgidir. İşte bizi diğer kulüplerden ayıran tam olarak budur.

Üzülerek ifade etmek isterim ki, tam da birlik ve beraberliği sağlamış, özlemini duyduğumuz ve önümüzdeki yıllarda bizleri yıllarda bizleri şampiyonluklara taşıyacak bir dostluk ortamı oluşmuşken, gereksiz gündemler ve bu gündemler etrafında yaratılan tartışmalarla bu iklimin zedelenmeye çalışıldığını görmekteyiz. Oysa unutmamamız gereken en temel gerçek şudur: Hepimiz Fenerbahçe’yi seviyoruz, kulübümüze yürekten bağlıyız ve iyi günde de zor günde de bir ve beraberiz. Birbirimizle yarışmamız gereken tek alan, Fenerbahçe’ye hizmettir. Fenerbahçe sevgisinin bir ölçüsü, bu sevgiyi tartacak bir terazi yoktur; dolayısıyla bu sevgiyi birbirimizle yarıştırmanın da bir anlamı yoktur. Asıl yarış, kulübümüze, kim, daha fazla katkı sunar yarışı olmalıdır.

Bugün kulübümüzün en büyük ihtiyacı; birlik ve beraberlik ortamını korumak ve tek vücut hâlinde şampiyonluklar, kupalar için takımlarımızı ve sporcularımızı desteklemektir. Yapıcı eleştiri elbette olmalıdır ve yapıcı eleştiri getiren her üyemizi hoşgörüyle dinlemeliyiz. Ancak eleştiri sınırlarını aşan, camiamızın birlik ve beraberliğini zedeleyen eylem ve söylemleri; suni tartışma ortamlarını kabul etmemeli ve bunlara asla müsaade etmemeliyiz. Burada dikkat etmemiz gereken husus, bu tartışmaların kişilerden bağımsız olarak kulübümüzün kurumsal yapısını, algısını ve camia psikolojisini nasıl etkilediğidir. Yüksek Divan Kurulu’nun, kulüp üyelerimizin ve camiamızın tüm fertlerinin ortak sorumluluğu tam da bu noktada başlamaktadır. Bizler kişileri değil, Fenerbahçe’nin menfaatlerini ve uzun vadeli çıkarlarını öncelemekle yükümlüyüz.

Bugün futbol takımımız sahada son derece güçlü bir performans ortaya koymakta; camiamızın uzun süredir özlemle beklediği şampiyonluk hedefine büyük bir inanç ve kararlılıkla ilerlemektedir. Teknik heyetimiz ve futbolcularımız bu hedef doğrultusunda ciddi bir emek ve yüksek bir konsantrasyon sergilemektedir. Bu tablo karşısında hepimize düşen sorumluluk; kulübün gündeminin sportif mücadelenin önüne geçebilecek gereksiz tartışmalarla, iç gerilimlerle ve ayrıştırıcı söylemlerle meşgul edilmemesidir. Sahadaki bu yürüyüşü olumsuz etkileyebilecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmalı, sportif yarışmanın son anına kadar birlik ve beraberliğimizi korumalıyız.

Fenerbahçe tarihine baktığımızda çok net bir gerçeği görürüz: Bu kulüp, en büyük başarılarını camia olarak kenetlendiğinde elde etmiştir. Bugün de geçmişte defalarca yaptığımız gibi kenetlenmeli, tek yürek hâlinde takımımızın arkasında durmalıyız. Göreceksiniz ki, tek yürek olduğumuzda özlemini duyduğumuz şampiyonluklar da bize çok daha yakın olacaktır.

Bu kapsamda hatırlatmak isterim ki Yüksek Divan Kurulu’nun rolü, camia içi tartışmaları büyütmek değil; Fenerbahçe’nin enerjisinin doğru alanlara yönelmesini sağlamaktır. Eleştiri olacaktır; ancak bu eleştirinin dili, zamanı ve yöntemi kulübümüzün hedefleriyle uyumlu olmak zorundadır. Başkanlık makamı, yönetim organları, Yüksek Divan, genel kurul üyeleri ve taraftarlarımız; hepimiz bu kulübün asli unsurlarıyız. Bu nedenle sorumluluğumuz, kişisel tartışmalar üzerinden değil; ortak akıl ve sağduyu üzerinden hareket etmektir. Temennim, bugün kulübümüzün gündemini tüzük esaslarına bağlılık çerçevesinde ve soğukkanlılıkla ele alırken, odağımızın sportif başarı, şampiyonluk hedefi ve Fenerbahçe’nin geleceği olmasıdır.

Bu bağlamda ifade etmek isterim ki kulübümüz, Bankalar Birliği ile olan anlaşmasını sonlandırarak mali bağımsızlığını kazanmıştır. Bu süreçte emeği geçen eski ve yeni tüm başkanlarımıza ve yönetimlerimize şükranlarımı sunuyorum. Sayın Aziz Yıldırım döneminde kulübümüze kazandırılan, Sayın Ali Koç tarafından projelendirilen ve Sayın Sadettin Saran döneminde satışı gerçekleştirilen gayrimenkullerin, mali bağımsızlığımızın elde edilmesinde ne denli önemli rol oynadığının altını özellikle çizmek isterim. Kurumlarda devamlılık esastır anlayışının çok güzel bir yansıması olan Bankalar Birliği’nden çıkış sürecimiz, aynı zamanda Fenerbahçe’ye hizmetin bir bayrak yarışı niteliğinde olduğunu da göstermektedir. Ataşehir Projesi’ni kulübümüze kazandıran Sayın Murat Ülker’e de camiamız adına teşekkür ediyorum.

Ancak unutmamalıyız ki bu projeler, kulübümüzün en değerli varlıklarıydı ve artık elimizden çıkmıştır. Bu gerçeği göz önünde bulundurarak, elde edilen gelirlerin bir kısmıyla kulübümüzün geleceğini güvence altına alacak, sürdürülebilir ve gelir getirici yatırımlar yapılması büyük önem taşımaktadır. Aynı şekilde, Türkiye’nin farklı bölgelerinde proje geliştirme potansiyeli olan yeni gayrimenkuller edinilmesi de kulübümüzün uzun vadeli mali yapısını güçlendirecektir. Ancak bu şekilde Fenerbahçe’nin geleceğini sağlam temeller üzerine inşa edebiliriz.

Sözlerimi tamamlarken ifade etmek isterim ki Fenerbahçe; tartışmalarla değil, birlikle, kararlılıkla ve sahadaki mücadelesiyle büyüktür. Birliğimizi koruduğumuz sürece arzuladığımız şampiyonluğa ulaşacağımıza olan inancım tamdır. Fenerbahçe; bizim için bir sonuç değil, bir yoldur. Bazen sevinçtir, bazen hüzün ama her zaman onurdur. Bu arma, zor zamanlarda vazgeçenlerin değil; ne olursa olsun ona sahip çıkanların omuzlarında yükselmiştir. Bugün de bize düşen görev; kırılmadan, kırmadan, birbirimizi incitmeden bu büyük emaneti yarınlara taşımaktır. Çünkü Fenerbahçe, bizler bir oldukça güçlüdür; bizler kenetlendikçe yenilmezdir. Bu düşüncelerle Yüksek Divan Kurulumuzu ve Büyük Fenerbahçe Camiasını saygıyla selamlıyorum.”