Fenerbahçeli olduğu bilinen değerli spor yazarları, yorumcular ve spor camiasının etkili isimleri

Fenerbahçe için, Vakit artık aynaya bakmanızın vaktidir.
Fenerbahçeli olduğu bilinen değerli spor yazarları, yorumcular ve spor camiasının etkili isimleri

Fenerbahçeli olduğu bilinen değerli spor yazarları, yorumcular ve spor camiasının etkili isimleri!

Bu bir sitem değil.

Bu bir kırgınlık değil.

Bu, artık görmezden gelinemeyecek bir güven meselesidir.

Yıllardır Türk futbolunda yaşanan ve hafızalara kazınan sayısız tartışmalı pozisyonda Fenerbahçe’nin hakkının yendiğine dair güçlü bir toplumsal kanaat oluşmuştur. Bu kanaat bir anlık tepki değil; tekrar eden örneklerin biriktirdiği derin bir kırılmadır.

Zihinlerde yer eden Emmanuel Emenike’ye verilmeyen penaltı pozisyonundan bu yana birçok kritik eşikte benzer duygular yaşanmıştır.

Aynı süreçlerde rakiplerin güçlenmesi, bazı dönemlerin sorgulanmaması ve spor kamuoyunun seçici bir sessizlik sergilemesi bu algıyı daha da pekiştirmiştir.

Ancak mesele sadece sahadaki kararlar değildir.

Asıl kırılma, mikrofonda ve köşe yazılarında yaşanmaktadır.

Kendisi Fenerbahçeli olduğu bilinen bazı spor insanlarının, “tarafsız görünme” kaygısıyla sahadaki tartışmalı pozisyonları yüksek sesle dile getirmemesi; camiada derin bir hayal kırıklığı yaratmaktadır. Adalet talebini dile getirmemek objektiflik değildir.

Haksızlık iddiasını görmezden gelmek tarafsızlık değildir. Sessizlik çoğu zaman bir tercihtir. Ve her tercih bir pozisyondur.

Daha da dikkat çekici olan ise şudur:

Rakip söz konusu olduğunda camia refleksinin çok daha net ve korumacı şekilde ortaya çıktığı görülmektedir. Tartışmalı anlarda güçlü bir savunma dili kurulmakta, kamuoyu oluşturulmakta ve birlik görüntüsü verilmektedir.

Fenerbahçe söz konusu olduğunda ise benzer refleksin gösterilmediği algısı oluşmaktadır. İşte bu çifte standart hissi, adalet duygusunu zedeleyen asıl unsurdur.

Bugün yaşanan mutsuzluğun sebebi yalnızca kaybedilen puanlar değildir.

Asıl kaybedilen şey güvendir.

Şunu açıkça ifade etmek gerekir:

Bu suskunluk ve bu seçici hassasiyetiniz devam ederse, spor kamuoyu güvenini geri çekecektir. Güven kaybının doğal sonucu ise izlenmemek, dinlenmemek ve ciddiye alınmamaktır.

Spor medyası gücünü mikrofonundan değil, inandırıcılığından alır. İnandırıcılık zedelendiğinde ekranlar açık olsa bile kalpler kapanır. Bu bir tehdit değildir.

Bu, oluşan toplumsal hissiyatın açık ifadesidir.

Bugün konuşulmayan her mesele, yarın daha büyük kopuşlara zemin hazırlar.

Tarih yalnızca yanlış kararları değil, o kararlara sessiz kalanları da yazar. Mesele artık bir kulüp meselesi değildir.

Mesele artık duruş meselesidir. Vakit artık aynaya bakmanızın vaktidir.

Saygılarımızla.